DÜNDEN BUGÜNE YASSIÖREN

BU BÖLÜMDE YASSIÖREN VE YASSIÖRENLİLERE DAİR RESİMLER HABERLER VE BİLGİLER BULABİLİRİSİNZ.

YASSIÖREN KÖYÜ

YASSIÖREN   KÖYÜ
YASSIÖREN UZAKTAN BİR GÖRÜNTÜ Yunanistan'ın İskeçe(Xanthi) iline(nomos) bağlı bir Türk köyü. İskeçe'nin 28 kilometre kuzeyinde yer alan Yassıören, 1300'lü yıllardan beri büyük bir yerleşim merkezi olmayı sürdürmüştür.Edindiğimiz bilgilere göre Yassıören; (Oreon) yerleşim merkezi olarak 1300'lü yılarda kullanılmaya başlanmış, doğa koşulları ve yaşam şartlarına göre küçük9- küçük mahalleler halinde bu günlere gelmiştir. Eskiden; Çay Mahalle, Sadnovisa, Teotova, Stamataskova Yassıören'in mahalleleri iken, günümüzde bu mahalleler küçük köyler haline gelmişlerdir. Yassıören bugün; 4 mahalle ve bir merkez olmak üzere büyük bir köy olmuştur. Yassıören'in küçük köyler şeklinde olan mahalleleri bugün Aşağı Mahalle, Karşı Mahalle, Yukarı Mahalle, Orta Mahalle olarak adlandırılmaktadır. Bazı belgelerde; Batı Trakya fethedilmeye başlandığında bu bölgeye ilk yerleşen Türklerin Kuman Türkleri olduğu ve Şamanist dinine bağlı oldukları yer almaktadır. Yine aynı kaynaklarda 1360-1361 yıllarında Kuman Türkleri'nin topluca Müslüman oldukları belirtilmektedir. Yassıören (Oreon) iki defa Bulgar işgali yaşamış köylerimizden birisidir. Rivayetlere göre birinci işgalde köy camii kiliseye çevrilmiş, köyde bütün öğrencilere Bulgar isimleri verilmiş. Hatta yeni evli çiftlerin hepsi vaftiz edilmiş. İkinci işgalde ise köy tamamen boşaltılarak İskeçe'ye göç etmiş, köy halkı uzun zaman İskeçe'de muhacir olarak yaşadıktan sonra Bulgarlar'ın geri çekilmesinin ardından, yeniden köylerine dönmüşler. Bütün bunlara rağmen Yassıören (Oreon) geçmişten bu güne dilini, dinini en iyi şekilde koruyabilmiş ender köylerimizden bir tanesidir. Batı Trakya'da belki ilk elektrik kullanan köylerden bir tanesi yine Yassıören'dir. 1920'li yıllarda Şairoğlları ailesi tarafından kurulan tesiste, elektrik üretilip köyün o yıllarda aydınlatıldığı belirtiliyor. Ayrıca elektrik sayesinde o yıllarda köye bir un fabrikası ve yapağı tarama fabrikasının da kurulması Yassıören'in ilkler başaran bir köy olduğunu gösteriyor bize. Bugün de köyün 3 kilometre dışında bulunan modern alabalık üretim tesisi, köyün ve bölgenin bir turizm merkezi olmasını sağlayabilecek nitelikte. Tesis, hem alabalık üretimi yapıyor, hem de modern lokantası ile gelen müşterilerine kendi seçtiği taze balığı yeme imkanı sunuyor. Ayrıca işletmenin sahibinin yine Yassıörenli birinin olması, Yassıören halkının geçmişten gelen bir girişimci ruhunun olduğunu doğruluyor. Dağlık bir bölgede yaşam mücadelesi veren Yassıören halkı, geçimini çiftçilikle sağlamakta. Köy, mahalleleri ile birlikte 2.500 dönüm ekilebilir alana sahip. Arazi koşulları ve hava şartları tütün dışında başka bir ürünün yetişmesine elverişli olmadığından, bugün bu 2.500 dönümlük alanın tamamına tütün ekilmekte. 900 nüfusa sahip köyde sadece 4-5 aile küçük baş hayvan yetiştirmekte. Onlar da köy halkının bile et ve süt gereksinimini karşılayamıyor. Köyde erkeklerin çoğunluğu İskeçe veya başka şehirlerde inşaat ve bunun gibi işlerde çalışmakta. Çünkü aile başına düşen tütün ekim sahası bir ailenin yapabileceğinin yarısı kadar. Bu durum da erkeklerin ikinci bir iş aramasına neden olmaktadır. Köyde şu anda bir merkez camii iki tane de sadece Ramazan aylarında ibadet edilen toplam üç cami var. Camilerin gerek dış görünüşü, gerekse iç döşemesindeki özen ve titizlik köy halkının dini hassasiyetini en iyi şekilde kanıtlamaktadır.Köy halkı geçmişten gelen yaşam biçimlerini, örf adet ve geleneklerini kaybetmemiş, en iyi şekilde yaşatmayı günümüze kadar başarmışlar ancak bunları yaparken, modern çağın bütün yeniliklerini de takip etmeyi ihmal etmemişlerdir.(KAYNAK http://www.ogretmeninsesi.org/ sertan_pehlivan@hotmail.com)

ETİKETLER (BAŞLIKLAR)

YASSIÖREN GENEL HABERLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YASSIÖREN GENEL HABERLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2009 Salı

ASILSIZ VE KOMİK HABERLER

KOMİK İNSANLAR Tarafından
Köyümüz Yassıören, ve İskeçe Müftüsü Ahmet Mete hakkında (sözde gazete zagalisa gazete'si)nde yazılan komik ve asılsız Haberler.

1 Haziran 2009 Pazartesi

27/04/2009 Yassıören Mahyası'ndan görüntüler.








Selam arkadaşlar. Bugünkü konum "Yassıören mahyası". Çok senelerden sonra soydaşlarımızın düzenlediği mahya herkesin itiraf ettiği gibi mükemmel geçti. Bu blogun sahibide Yassıören kökenli olması, kendisini az olsada gururlandırdı ve tüm hemşerilerinin gibi o da çok sevindi. Çektiğim fotoğraflar belki kiminize az gelir ama oturup düşündükten sonra hak verebilirsiniz. Çünkü, Yassıören'e gidip ve yerlilerin misafirperverliğini övmeyen yoktur. Bende bu konukseverliği defalarca yaşadığım için bilerek konuşuyorum. Babamın ailesi, eski yıllarda olduğu gibi, birçok kişinin yaptığını ederek Yassıören'den İskeçe şehrine yerleşmişti bundan 60 yıl evvel. O günden bu güne içgöçmenlerin bir kısmı başarılı iş adamları olmağa çalışırken, bazılarının gözünde çoklar ve başarılar akıllarından bile geçmezken kendilerinin ve ailelerinin sağlığı & huzurunu bulmağa çalışıyorlardı. Bu yazıyı okuyanlar kendilerini ya birinci ya ikinci kısıma kaydederler. Asla ama asla üçüncü ve en küçük parçasına katmazlar. Bu üçüncü ve en küçük parça (hiç bir zaman hiç bir yerden eksik olmayan) nankörler ve herkesi bir yana atıp sadece kendisini düşünenlerdir. Bu yüzden tüm Yassıören kökenli vatandaşlarımız köylerinin adını duyunca gururlanırlar, herhangi durumda olan hemşerilerinin yardımına ihtiyacı olduğunu duyunca hemen koşarlar, hele hele kendi köylerinde bir mahya, bir festival, bir hatim merasimi, bir düğün, bir cenaze, bir doğum veya bir şenlik düzenlendiğini duyunca hemen koşup yardım ederler, arkadaşkarının birşeye ihtiyaçı olup olmadığını sorarlar. İşte bunlar Yassıören Türk Müslüman halkıdır. Mahya inşallah köyümüze ve tüm ihtiyacı olanlara mubarek olur ve onların bereketlerini arttırır.(Alintı orkuntuzlaci.blogspot.com)

30 Mayıs 2009 Cumartesi

ΑVRASYA İSLAM ŞURASI

Avrasya İslam Şurası, 12 – 17 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen ve 42 ülkeden 100’ün üzerinde din adamının katıldığı şurada Batı Trakya Türklerini Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif ve İskeçe Müftüsü Ahmet Mete temsil etti.
Şuranın açılışını T.C. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu yaptı. Bardakoğlu, başkanlık olarak başta Avrupa olmak üzere Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Rusya Federasyonu'na bağlı topluluklarla yakın ilişkiler içinde olduklarını kaydetti. Avrupa'da bir çoğunu Türkiye'den gidenlerin inşa ettirdiği 3 bine yakın caminin bulunduğunu ve bunların önemli bir kısmına da din hizmeti götürdüklerini ifade eden Bardakoğlu, Avrasya coğrafyasının önemine vurgu yaptı. Ali Bardakoğlu, Avrasya coğrafyasındaki dini, tarihi ve kültürel mirasa sahip çıktıklarını da belirterek, köprü, okul, cami ve diğer tarihi, kültürel mekanları ayağa kaldırmak için çalıştıklarını anlattı.
BAŞBAKAN ERDOĞAN
İstanbul’da düzenlenen 7 Avrasya İslam Şurası’na Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’da katılarak bir konuşma yaptı. Erdoğan, İslam medeniyetinin Avrasya bölgesinde önemli izler bıraktığını belirterek, "Bu eşşiz kültür ve medeniyeti iyi anlamak ve gelecek tasavvurumuzu bu medeniyet üzerine inşa etmek gibi ağır bir sorumluluğumuz var" diye konuştu. Adını barıştan alan İslam dininin her mesajının; ilim, hikmet ve insan sevgisine dayandığını hatırlatan Erdoğan, ancak bu anlayışın uygulamaya yeterince yansıtılamadığının da bir gerçek olduğunu ifade etti. "Bu noktada özeleştiri kaçınılmazdır" diyen Erdoğan, "Bizde yaratılanı yaratandan ötürü sev anlayışı hakimdir. Bizim inancımızda bir cana kıyan tüm insanlığın canına kıymış olur" dedi.
İBRAHİM ŞERİF
Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif İslam şurasıyla ilgili olarak gazetemize yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “İsminden de anlaşılacağı gibi bu şura Avrupa ve Asya coğrafyasındaki Müslüman devlet ve topluluklarının dini liderlerini biraraya getiriyor. Ben Gümülcine müftüsü olarak bugüne kadar yedi şuraya da katıldım. Bu nedenle bu şuranın en kıdemli üyelerinden biriyim diyebilirim. Hatta iki yıl boyunca da şuranın icra kurulunda yer aldım. Daha önceden şuranın konusu tespit edilmişti. ‘Dini bilginin güncel kaynakları, bilginin üretilmesi ve dağıtımı’ konusu ele alındı. Iki yılda bir yapılan bir şuradır. Özellikle eski komünist devletler dini anlamda perişan durumdaydılar. Bu yıl özellikle eski komünist ülkelerden gelen diyanet yetkililerinden edindiğimiz izlenim odur ki bu ülkeler kendilerini toparlamaya başlamışlar. Müthiş değişiklikler ve gelişmeler var. Tabii biz de Batı Trakya’daki dini yaşam ve dini meseleleri ve tabii ki sorunlarımızı aktardık. Biliyorsunuz Avrasya coğrafyasında önemli dini alimler yetişti. Örneğin itikatta bizim ve Avrasya coğrafyasındaki Müslümanların imamımız olan Türkmenistan bölgesinden Maturidi vardır. Kendisi Türk kökenli bir alimdir. Onun yazdığı tevsir kitapları var. bu kitapların piyasaya pek yayılmadığı biliniyor. Bunların hazırlanarak Avrasya coğrafyasına dağıtılması kararlaştırıldı. Bilginin üretilmesi konusunda duruldu. Ortak bir ilahiyat fakültesi oluşturulması ele alındı. Bunun yanısıra tüm dünyadaki Müslümanların dini gün ve bayramları aynı tarihlerde kutlamasının sağlanması için bir çalışma başlatılması kararlaştırıldı. Tabii İslamofobi (İslam korkusu) meselesi de ele alındı. Tabii bu arada bizi doğrudan ilgilendiren Batı Trakya’da müftülük sorununu da oradaki yetkililere aktarma imkanımız oldu. Gerçi artık Batı Trakya’da, yani Yunanistan’da bir müftülük sorunu olduğunu hemen hemen herkes biliyor. Unutmayalım bu konuda bizim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde kazandığımız davalar dahi var.”
AHMET METE
Iskeçe Müftüsü Ahmet Mete ise şunları söyledi: “42 devletten diyanet işleri başkanı ile müftülerin katılımıyla yapılan bir şura oldu. Dört gün boyunca toplantılar yapıldı. Herkese söz hakkı verildi. Herkes kendi bölgesindeki durumu, sıkıntıları anlattı. Şuranın asıl konusu da eski kaynakarın günümüze uyarlanmasıydı. Eski kaynaklara nasıl ulaşılır, nasıl değerlendirilir, nasıl aktarılır gibi konular ele alındı. Şuranın sonunda uzun bir bildiri yayınlandı. Bildiride Müslüman topluluklarının haklarının verilmesi gerektiği vurgulandı. Dünya üzerinde Müslümanların yapmadığı ancak Müslümanlara ve İslam’a mal edilen bazı hareketlerin varlığına ve bunun mutlaka değişmesi gerektiğine değinildi. Neticede kayda değer kararlardan bir olarak ortak bir gazetenin çıkartılması da kararlaştırıldı. Şuraya katılan 42 ülkeden birçok temsilciyle görüştük. Kendileriyle konuşma ve tanışma fırsatı bulduk. Bazılarından davetler aldık. Sorunlarımızı anlatma imkanı yakaladık. Hatta bazıları da nasıl bir Avrupa ülkesinde böyle uygulamalar olur diye hayretler içerisinde kaldılar. Kanımca toplumumuz için faydalı ve verimli bir toplantı oldu.”(Kaynak GÜNDEM GAZETESİ)